Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kaza Namazı Nedir? Bilerek Kaçırılan Namazın Kazası Var mı?

 İslam akidesinde namaz; belli vakitleri, rükunları ve şartları olan bir ibadettir. Günümüzde "nasıl olsa kaza ederim" düşüncesiyle namazın vaktini geçirmek büyük bir gevşekliğe yol açmaktadır. Peki, Kur’an ve Sünnet bu konuda ne diyor? 1. Kur’an’daki Kesin Sınır: Vakit Şartı Yüce Allah, namazın vaktinde kılınmasının tesadüfi değil, ilahi bir kanun olduğunu şöyle belirtir: "Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisâ Suresi, 103) Tefekkür: Bir ibadet "vakitli" olarak emredilmişse, o vakit dışında yapılması için Allah’tan veya Resulü’nden bir izin (delil) gerekir. Vakti dışında mazeretsiz kılınan namaz, vaktinden önce kılınan namaz gibi esastan bozulmuş bir ibadettir. 2. Sahih Sünnet’in Çizdiği Sınır Peygamber Efendimiz (s.a.v.), namazın vakti geçtikten sonra hangi durumlarda kılınabileceğini (kaza edilebileceğini) bizzat şu hadisle sınırlamıştır: "Kim bir namazı unutur veya uyuyup kalırsa, onu hatırladığı zaman kılsın....

Cehri Zikir Nedir? Kur'an ve Sünnette Var mı?

  Günümüzde bazı tarikatlarda "zikir" adı altında yüksek sesle bağırmak, garip sesler çıkarmak (hırıltı vb.) ve toplu halde kendinden geçercesine hareketler yapmak "maneviyat" gibi sunulmaktadır. Oysa İslam’ın zikir usulü vakar, huşu ve gizliliktir. 1. Kur’an-ı Kerim’de Zikrin Usulü: Kısık Ses ve Huşu Yüce Allah, zikrin nasıl yapılması gerektiğini A’raf Suresi’nde çok net bir sınırla çizmiştir: "Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret; gafillerden olma!" (A’raf, 205) Tefekkür: Allah Teâlâ "yüksek olmayan bir sesle" (dûne'l-cehri) buyurarak, bağırıp çağırmayı değil, kalbin ve dilin sessizce uyuştuğu vakar dolu bir zikri emretmiştir. 2. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Uyarıları "Ey insanlar! Kendinize acıyın (kendinizi yormayın). Siz ne sağır birine dua ediyorsunuz, ne de yanınızda olmayan birine... Siz, her şeyi duyan, size çok yakın olan Allah’a dua ediyorsunuz." (Buhârî, Müslim) Anal...

İslamda Yalanın Hükmü Hangi Durumlarda Caiz Hangi Durumlarda Haram?

  İslam dini, temeli "hakikat" üzerine kurulu bir dindir. Müslüman; "el-Emin" olan bir Peygamber’in ümmeti olarak, özü sözü bir olan kimsedir. Yalan ise, bu sarsılmaz kaleyi içten çürüten en büyük günahlardan biridir. 1. Kur'an-ı Kerim'de Yalanın Yeri Yüce Allah, yalanı sadece bir hata olarak değil, iman zaafiyetinin bir sonucu olarak niteler: "Yalanı ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir." (Nahl, 105) Ayrıca Allah Teâlâ, yalancıların hidayete eremeyeceğini açıkça beyan eder: "...Şüphesiz Allah, aşırı giderek yalan söyleyen kimseyi hidayete erdirmez." (Mümin, 28) 2. Hadis-i Şeriflerde Yalan: Münafıklık Alameti Efendimiz (s.a.v.), yalanın mümini nasıl bir felakete sürüklediğini şu hadislerle anlatmıştır: Münafıklık Nişanı: "Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder." (Buhârî, Mü...

Başörtüsü Kur'an'daki Temelleri: Hımar ve Cilbab

Günümüzde tesettür, maalesef modernitenin kuşatması altında "moda" ve "aksesuar" haline getirilmeye çalışılmaktadır. Oysa tesettür; Nur ve Ahzab sureleriyle sınırları çizilmiş, sahabe hanımlarının pratiğiyle şekillenmiş ilahi bir emirdir. 1. Hımar (Başörtüsü): Nur Suresi 31. Ayet Yüce Allah, kadının zinetlerini kimlere gösterebileceğini saydıktan sonra örtünmenin ilk adımını şöyle emreder: " Mümin kadınlara da, “Gözlerini (haramdan) kısmalarını ve iffetlerini muhafaza etmelerini” söyle. Kendiliğinden görünenler hariç süslerini açığa çı karmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine ko ysunlar (kafa, boyun ve göğüs kısmını örtecek şekilde ). Kocalarından, babalarından, kayınbabalarından, çocuklarından, kocalarının (başkasından olma) çocuklarından, kardeşleri nden, erkek kardeşlerin çocuklarından, kız kardeşlerin çocukların dan, kendi kadınlarından, sağ ellerinin sahip olduğu (köle ve cariyelerden), kadına ihtiyaç ( şehvet) duymayan erkeklerden, kadınların avr...

Kabir Azabı Var mıdır? Kabir Azabı Hak mı?

  Ölüm bir yok oluş değil, ebedi hayatın kapısı olan berzah alemine geçiştir. Müslüman için kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur. Peki, Kur'an ve Sünnet bu konuda ne diyor? 1. Kur’an-ı Kerim’den İşaretler Birçok kişi "Kabir azabı Kur'an'da yoktur" der; oysa Yüce Rabbimiz Firavun ve ordusundan bahsederken bu azabı açıkça zikreder: "Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet koptuğu gün de: 'Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!' denilir." (Mümin Suresi, 46) Tefekkür: Ayette "Kıyamet koptuğu gün" denilmeden önce, onların "sabah akşam ateşe arz edildikleri" söyleniyor. Kıyametten önceki bu azap, tam olarak Berzah (Kabir) azabıdır. 2. Sahih Hadislerden Kesin Deliller Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kabir azabının varlığını bizzat müşahede etmiş ve ümmetini uyarmıştır. İbn Abbas (r.a.) naklediyor: Efendimiz (s.a.v.) iki kabrin yanından geçerken şöyle buyurdu: "Bu iki...

''Gavs''tan Medet Ummak: İslam mı, Yoksa Cahiliye Adeti mi?

 İslam akidesinde dua, kulun doğrudan Allah’a yöneldiği en mahrem ibadettir. Ancak bugün, Abdülkadir Geylânî gibi büyük zatların arkasına sığınarak; "Onun ismini anarsan işin görülür", "Onu aracı yaparsan duan kabul olur" gibi İslam’da aslı olmayan, Tevhid ruhuna aykırı söylemler pazarlanmaktadır. Gelin, bu hurafeleri ifşa edelim. 1. Uydurma Namazlar ve Şahıs Odaklı Dualar Tarikat çevrelerinde iddia edilen; "Fatiha'dan sonra 11 İhlas oku, 11 salavat getir, sonra Abdülkadir Geylânî'nin ismini anarak iste, işin derhal görülür" şeklindeki tarifler tamamen bid’attır. Sorgulama: Eğer böyle bir namaz veya dua usulü olsaydı, bunu bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashabına öğretmez miydi? Allah Resulü’nün (s.a.v.) yapmadığı, sahabenin bilmediği bir ibadet biçimini "fazilet" diye anlatmak, dine ekleme yapmaktır. Hadis: "Kim bizim bu dinimizde, ondan olmayan bir şeyi sonradan uydurursa, o (uydurduğu şey) reddedilmiştir." (Buhârî, Müs...

Oy Kullanmak Şirk mi? Kur'an ve Sünnet

  , İslam akidesinde "İlah" demek, sadece kendisine ibadet edilen değil, aynı zamanda mutlak hüküm koyan, helali ve haramı belirleyen tek otorite demektir. Bugün modern sistemlerin "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" iddiası ile İslam'ın "Hüküm ancak Allah'ındır" hakikati taban tabana zıttır. 1. Kanun Koyma Yetkisi (Yasama) Kimindir? Anayasa Madde 6 ve 7, egemenliğin millete ait olduğunu ve bu yetkinin Meclis (TBMM) aracılığıyla kullanıldığını söyler. Yani insanlar, Allah'ın helal kıldığını yasaklayabilen, haram kıldığını (faiz, zina, içki gibi) serbest bırakabilen bir yapıya "yasa yapma yetkisi" devrederler. Tevhid Hakikati: Bir müslüman için yasa koyucu (Şâri) sadece Allah’tır. Allah’ın hükmüne aykırı kanun yapma yetkisini bir insana veya kuruma vermek, o varlığı ilahlaştırmaktır. Kur’an’dan Delil: > "Hüküm ancak Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur." (Yûsu...